Doğum öncesi, doğum sırası veya doğum sonrası dönemde herhangi bir nedenle kas, iskelet
ve sinir sistemindeki bozukluklar sonucu bedensel yeteneklerini kaybeden, günlük
yaşantısında ihityaçlarını karşılamakta güçlük çeken, toplumsal yaşama adapte olmakta zorlanan, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişi “bedensel engelli birey” olarak tanımlanmaktadır.
Rehabilitasyon çok yönlü bir tedavi programını gerektirir. Fiziksel engelli bir çocuğa ya da yetişkine fizyoterapi ve rehabilitasyon programı gereklidir. Kurumumuzda fizyoterapi ve rehabilitasyon programı fizyoterapist tarafından yürütülmektedir.
Rehabilitasyonun amacı; çocuğun mevcut potansiyelini arttırarak günlük yaşamda ve sosyal hayatta mümkün olduğunca bağımsızlığını sağlamaktır. İyi bir rehabilitasyon programı için çok iyi bir değerlendirme, tedavi programı, takip, ev programı ve bazen de ortezleme gereklidir. Rehabilitasyon programına başlanabilen en erken dönemde başlanması önemlidir. Çocuğunuz 7 aylık iken yuvarlanmıyorsa, 10 aylık iken kendi kendine oturamıyorsa, 12 aylık olduğunda emeklemiyorsa, 14 aylık olduğunda kendi kendine ayakta durmuyorsa, 18 aylık olduğunda yürümüyorsa ve 30 aylık olduğunda kendi kendine merdivenlerden inip çıkamıyorsa mutlaka bir pediatrik nöroloğa başvurulmalıdır.
Rehabilitasyon programına alınan bazı hastalık grupları şöyledir:
Serebral palsi
Merkezi Sinir Sistemini Etkileyen Dejeneratif veya Metabolik Hastalıklar(MS, Hidrosefali, Fenilketanüri, ALS, MG…)
Mental Motor Gerilik
Brakial Pleksus Yaralanması(Doğuştan kol felci)
Spina Bifida
Travma Nedenli Merkezi Sinir Sistem Yaralanmaları(Omurilik felci)
Süregelen Hastalıklardan Kaynaklanan Motor Gelişim Geriliği(Epilepsi, Otizm, Rett Sendromu)
Genetik Kökenli Hastalıklar(Down Sendromu)
Kas Hastalığı Olan Bireyler(DMD, SMA…)
Ortopedik Hastalıklar(Pes Ekinovarus, Doğuştan Kalça Çıkığı, Osteogenezis Imperfekta…)
Skolyoz
Doğuştan ya da Sonradan Uzuv Eksikliği(Ampute Hastalar)
Gecikmiş konuşma, artikülasyon bozukluğu (harf söyleyememe), kekemelik, hızlı bozuk konuşma, otizme bağlı oluşan konuşma bozukluğu ve ses bozukluğu çocuklarda yaygın olarak görülen konuşma bozuklukları arasında yer alır.
Kekemelik, özellikle 2-5 yaş aralığındaki çocuklarda sıklıkla karşılaşılan bir akıcılık bozukluğu olarak görülür.
Artikülasyon bozukluğu çocuğun belirli sesleri (harfleri) doğru şekilde üretememesi olarak tanımlanır.
Gecikmiş dil, çocuğun anlama ve kendini ifade etme becerilerinin yaşıtlarının gerisinde olması anlamını taşımaktadır.
Hızlı bozuk konuşma, kişinin normalden hızlı konuşması sebebiyle ortaya çıkan takılma, ses-hece atma, sözcük tekrarı gibi akıcısızlık problemlerinin görüldüğü bir konuşma problemidir.
Bu eğitim toplumsal farkındalığı artırmaya yönelik verilmektedir.
Eğitim sonucu katılımcıların kişisel gelişimlerini artırdıklarını gösteren Vakıf onaylı belge;
1- “terapistlik” yetkisi vermez, katılımcı terapist ünvanı kullanamaz.
2- sağaltım (tedavi) edici işlem yapamaz.
KİMLER KATILABİLİR
Okul Öncesi Öğretmenliği
· Ana Okulu Öğretmenliği
· Çocuk Gelişimi ve Okul Öncesi Eğitimi Öğretmenliği
· Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Öğretmenliği
· Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü
· Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü
· Sınıf Öğretmenliği
· İşitme Engelliler Sınıfı Öğretmenliği
· Zihinsel Engelliler Sınıfı Öğretmenliği
· Görme Engelliler Sınıfı Öğretmenliği
· Türk Dili ve Edebiyatı
· Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği
· Türkçe Öğretmenliği
· Dilbilim
· Müzikoloji / Şan
· Müzik öğretmenliği
· Tıp Doktoru
· 15- Fizyoterapi
· Psikoloji
· Sosyoloji
· Sosyal Hizmet uzmanı
Tanımı
Görme yetersizliği, görme gücünün kısmen ya da tamamen yetersizliğinden dolayı bireyin eğitim performansının ve sosyal uyumunun olumsuz yönde etkilenmesi durumunu ifade eder.
Yasal Tanım
Görme Engelli: Tüm düzeltmelerle birlikte gören gözün olağan görme gücünün onda birine yani 20/200’ lük görme keskinliğine ya da daha azına sahip olan ya da görme açısı 20 dereceyi aşmayan bireylere kör denilmektedir. 20/200’ün anlamı görme yetersizliğinden etkilenen bireyin 60 cm’ den görebildiğini, normal görme gücüne sahip olan bireyin 6 m’ den görebilmesidir. Görme açısının dar olmasının anlamı ise, normal görme keskinliği olmasına rağmen, görmenin sadece merkezdekilerle, 20 dereceyle sınırlı olma, 20 derecenin dışında kalan nesneleri görememedir.
Az Gören: Tüm düzeltmelerle birlikte görme keskinliği 20/70 ile 20/200 arasında olan bireylerdir. Anlamı ise normal gören birey 6 m’ den görmekte, az gören birey ise 2 m ile 60 cm arasındaki mesafeden görebilmektedir.
Eğitsel Tanım
Görme Engelli: Görme yetersizliğinden çok ağır derecede etkilenen, mutlaka kabartma alfabeye (Braille) ya da konuşan kitapların kullanılmasına ihtiyaç duyan bireylerdir.
Az Gören: Büyütücü araçlar yardımıyla ya da büyük puntolu yazılı materyali okuyabilen bireylerdir.
Görme Engelli Bireylerin Genel Özellikleri
- Doğuştan görme engelli olan bireyler, ayakta dururken ya da otururken ileriye ya da geriye sallanma, yüzünün önünde parmaklarını ya da ellerini sallama, parmaklarını ya da elini sallama, parmakları ile gözlerini ovuşturma gibi amaçsız hareketler gösterebilirler.
- Görme engelli bireyler, insanların yüzlerini ve eşyaların görünümlerini canlandıramadıkları için onlarla iletişimlerinde pasif ve anlamsız bir yüz ifadesine sahiplerdir.
- Gören bireylerle konuşurken çoğu zaman duyarsız, ilgisizmiş gibi görünürler.
- Birçok çalışma, görme engelli bireylerin yer değiştirmelerini sağlayan yuvarlanma, yürüme gibi hareket becerilerini kazanmada gecikme gösterdiğini ortaya koymaktadır.
- Sonradan görme duyusunu kaybeden bireyler arasında motor gecikme görülmez, ancak daha önce görme duyusunu kaybetmiş bireylerde motor gecikme görülür.
- Tamamen görmeyen (total kör ) bireylerin yürüyüşü daha kısa adım şeklinde, belirgin bir ayak sürüme davranışı, yavaş yürüme, eğik yürüme gibi şekilsel davranışlar gösterirler.
- Kavramsal gelişimde ya da bilişsel yeteneklerde gecikme gözlenebilir.
- Özellikle soyut düşünmeyi gerektiren becerilerde daha başarısız olabilirler.
- Alan kavramını vermek güçtür. Alana ilişkin bilgiler daha çok dokunma duyusu aracılığıyla kazanılmaktadır
- Görme yetersizliğinden kaynaklanan eksiklikleri diğer duyu organlarını kullanarak telafi etmeye çalışırlar.
- Dikkat yoğunlaştırma, ince ayrıntıları fark etme yetenekleri gelişmiştir.
- Sosyal faaliyetlere ilgilidirler.
- Müzikle yakından ilgilenirler.
- Bedensel ve zihinsel gelişimlerinde farklılık vardır.
- Bağımsız hareket edebilme becerileri sınırlıdır
- Algısal motor ve bilişsel gelişimde gecikme görülür.
- . İletişim kurarken yüz ifadesini değiştirmede güçlükleri olabilir.
PROGRAMIN DÜZEYİ
Program, kavramsal, sosyal, pratik uyum ve bağımsız hareket becerilerinde eksiklikleri ya da sınırlılıkları olan, özel eğitim ile destek eğitim hizmetlerine ihtiyaç duyan görme yetersizliği olan her yaştaki bireylerin özellikleri dikkate alınarak hazırlanmıştır.
PROGRAMIN GENEL AMAÇLARI
Bu program ile bireylerin;
- Temel yaşam becerileri kazanmaları,
- Bağımsız hareket edebilmeleri,
- Sosyal gelişimlerini sağlamaları,
- Bilişsel hazırlık ve akademik becerilerini geliştirmeleri,
- Günlük yaşam, özbakım becerileri kazanmaları,
- Görsel, dokunsal ve işitsel algı ile ilgili becerileri geliştirmeleri,
- İletişim becerilerini geliştirmeleri beklenmektedir.
Kaynak: https://ookgm.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2014_02/14114042_gedep.pdf
Tanımı
İşitme kaybı, doğuştan veya sonradan olan problemler nedeniyle işitme duyarlılığında meydana gelen azalmadır. İşitme engeli ise işitme duyarlılığındaki azalmanın bireyde ortaya çıkardığı yetersizlikler durumudur.
Özellikleri
Birey, doğumdan başlayarak pek çok bilgiyi, işitmesini kullanarak öğrenir. Böylece işitme duyusu ile sürekli olarak çevresindeki diğer bireylerin konuşmalarını duymakta, bu sesler ile o anda oluşan olaylar arasında bağlantı kurmakta ve bu seslere anlam vermektedir. İşitme engelli birey ise, işitme yoksunluğu nedeniyle öğrenmeye en uygun yaşlarda, konuşma ve dili öğrenme fırsatını kaçırmakta ve hem anlama hem de konuşma becerilerinde sorunlar yaşamaktadır. Konuşma ve dil sorunlarına bağlı olarak da bilişsel, motor koordinasyon, duygusal-sosyal, eğitim-öğretim, mesleki ve toplumsal alanlarda da güçlük çekmektedirler.
İşitme : İşitmenin gerçekleşebilmesi sesin olmasına, sesin kulağa ulaşmasına, o sesin insan kulağının alabileceği sınırlar içinde olmasına, sesin işitme yolu diye adlandırılan dış, orta ve iç kulak bölümlerini aşarak merkeze-beyne ulaşmasına, merkezde algılanmasına bağlıdır. İşitme engelli bireylerde bu yol tamamen veya kısmen yoktur. İşitme engelli bireyler, işitme cihazı kullansalar bile sesleri işitme cihazının izin verdiği frekans ve şiddette alabilmektedirler. Bu nedenle bazı konuşma seslerini duyamamakta, bazılarını karıştırmaktadırlar. Konuşanla arasındaki mesafeye, konuşanın sesinin şiddet, tını gibi özelliklerine, arka planda gürültü olup olmamasına bağlı olarak konuşulanları anlamada güçlük çekmektedirler.
Dil ve Konuşma : İşitme engelli bireyler, işitme kaybının tipi, derecesi ve şekline bağlı olarak çok fazla ses hataları yaparlar. Bu da konuşmalarının anlaşılırlığını etkiler. Ses uyaranlarının olduğu ortamlarda işitme engelli bireylerin kendilerinden ve çevrelerinden sağladıkları işitsel girdiler ve geri iletimler işiten bireylere göre daha sınırlıdır. Bu durum onların ses uyaranlarından oluşan çevrelerini organize etme yeteneğini etkiler. İşitme engelli 5 bireyler dilin anlam, ses bilgisi, biçim birim, söz dizimi bileşenlerini işiten bireyler gibi aynı sırada ve kurallar içinde ancak gecikmeli olarak edinirler. Dilin sosyal bağlamda belli bir amaca yönelik işlevi ve iletişim amacına uygun kullanımı ciddi olarak kısıtlıdır. Yetersiz işitme ve dil becerileri nedeniyle söylenileni yazmada; duygu ve düşüncelerini yazılı olarak ifade etmede güçlük çekmektedirler. Sözcük dağarcığının sınırlı olması, dil bilgisel yapıları kazanmada gecikmeler ve bilgi düzeyindeki yetersizlikler işitme engelli bireylerin okumayı öğrenme ve okuduğunu anlama güçlüğü yaşamalarına sebep olmaktadır. Ayrıca işitme engelli bireyler düşüncelerini düzenlemede ve düzgün bir sırada ifade etmede güçlük çekerler.
Bilişsel : Doğumla beraber bilişsel gelişim sürecinde dil önemli bir yer tutmaktadır. İşitsel girdinin yetersizliği nedeniyle işitme engelli bireyler düşünme ve akıl yürütme, sınıflama ve ilişki kurma, açıklama becerilerinde güçlük çekerler. Soyut düşünme becerilerindeki yetersizlikler, sevgi, nefret, inanç, güç, hız, zaman gibi kavramları etkili bir biçimde kullanmalarını olumsuz yönde etkilemektedir. Entelektüel olgunluğa yaşıtlarından daha geç ulaşırlar ya da ulaşamazlar. Soyutlamaları sözel veya yazılı ifadelerinde kullanmada güçlük çekerler. Duyduklarını zihinlerinde canlandırmada zorlanırlar. İşitme engelli bireyler işitme kaybının tipi ve derecesine bağlı olarak, işitsel uyaranları aynı şekilde alamamaktadırlar. Bu da uzun süreli bellek ve işleyen bellek ile ilgili güçlükler yaşanmasına neden olmaktadır. İşitme engelli bireyler sözlü yönergeleri dinlemede, izlemede zorlanırlar. Dikkatleri çabuk dağılır. Çevrelerini anlayabilmek için daha fazla çaba göstermekte ve zihinsel olarak çabuk yorulmaktadırlar
Motor-Koordinasyon : İşitme engelli bireyler, oturma, yardımsız ayağa kalkma, yürüme gibi motor becerilerin kazanılmasında işiten bireylerin gelişim aşamalarını izlerler. Ancak motor gelişimde gözlenen en büyük problem genel vücut koordinasyonunun sağlanması ve dengeyi gerektiren hareketlerde görülmektedir. Bunun dışında görsel motor koordinasyon gerektiren bazı becerilerde de güçlük çekebilmektedirler.
Duygusal-Sosyal : İşitme engelli bireylerin işitme ve dil becerilerinin yetersiz olması kişiler arası iletişim kurmayı engellemekte ve sosyal yaşamla ilgili tutum ve rollerin öğrenilmesinde bazı güçlükler yaratmaktadır. İşitme engelli bireyler öğrenme ile ilgili becerilerde işiten yaşıtlarına göre daha çok desteğe ihtiyaç duymaktadırlar. Öğrenmeye ilişkin deneyimlerinde uğradıkları başarısızlık bireyde motivasyon eksikliği yaratmakta, bu durum da bireyin sosyal 6 ilişkileri öğrenmesini ve akademik becerilerde başarılı olmasını olumsuz yönde etkilemektedir.
İşitme Engelli Bireyin Dil ve Konuşma Gelişimini Etkileyen Faktörler
a.İşitme kaybı ile ilgili faktörler
– İşitme kaybının tipi
– İşitme kaybının derecesi
– İşitme kaybının şekli (konfigürasyonu)
– İşitme kaybının nedeni
b.İşitme ile ilgili sunulan odyoloji hizmetlerine bağlı faktörler
– İşitme kaybının tanılandığı yaş
– İşitme cihazının kullanılmaya başlandığı yaş
– İşitme cihazının işitme kaybına uygunluğu ve ayarlanması
– İşitme cihazının tam gün sürekli kullanılması
– İşitme cihazının etkin kullanımı
– İşitme cihazının kullanıldığı eğitim ortamlarında akustik düzenlemenin yapılması
– İşitme cihazının ve işitme kaybının belirli aralıklarla odyolojik yönden değerlendirilmesi ve yeni teknolojik cihazların denenmesi
c.Sunulan genel eğitim ve özel eğitim hizmetlerine bağlı faktörler
– Tanı ve cihazlandırma ile başlayan aile eğitimi ve danışmanlık hizmetleri
– Erken eğitim ile kritik dönemin değerlendirilmesi
– Yaşıtları ile birlikte oyun fırsatlarının sağlanması
– İşitme kaybına ve bireyin özelliklerine uygun düzeyde ve hızda gelişim sağlanıp sağlanmadığına ilişkin eğitsel değerlendirme
– Dil gelişimi ile birlikte bireyde bilişsel gelişim, kişilik gelişimi, duygusal gelişim, sosyal gelişim, fiziksel gelişim, akademik gelişim gibi tüm gelişim alanlarını hedefleyen bir okul öncesi eğitim, ilköğretim, lise eğitim hizmetleri
– İşitme engellilerin eğitimi programında yetişmiş uzman ve uygulayıcılar tarafından eğitim verilmesi – Kullanılan iletişim yöntemi
– Uygun ve doğru eğitim yaklaşımlarının kullanılması 7
– Bu alanla ilgili uzmanlar arası iş birliğinin ve bilgi paylaşımının etkinliği
– Özel eğitim okulları ve normal okullar sistemi içinde bireyin gereksinimlerini hedef alan bireyselleştirilmiş eğitim programlarının yapılıyor olması
ç.Birey ile ilgili faktörler – Bireyin yaşı
– Bireyin cinsiyeti
– Bireyin kişilik özellikleri: motivasyon, benlik saygısı vb.
– Bireyin bilişsel düzeyi
– Öğrenme stili (işitsel, görsel, dokunsal vb.)
– Ek engelin olup olmaması
d.Aile ile ilgili faktörler
– Ailenin çocuk yetiştirme tutumları
– Ailenin engeli kabul düzeyi
– Ailenin iletişim tarzı – Ailenin disiplin tarzı
– Ailenin sosyo-ekonomik düzeyi – Ailenin eğitim ve kültürel düzeyi
– Ailenin bireyle ilgili eğitim planlamasına ne düzeyde katılabildiği
– Ailenin evde bireyle ilgili eğitimi ne düzeyde uygulayabildiği
– Ailenin bireye çevreyi ve dünyayı tanımasına yardımcı olabilecek nitelikli yaşantıları ne oranda sağlayabildiği
– Ailenin kendi yakın çevresinin engeli kabulü ve tutumları
– Bireyin yaşam ve çevre faktörleri kendisi için gerekli olan hizmetlere ulaşmasını sağlıyor olması – Yasalarla sağlanan haklar, bu hakların kullanılabilirliği.
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN TANIMI
Öğrenme güçlüğü, bir çocuğun zekası normal yada normalin üstünde olmasına rağmen dinleme, düşünme, anlama, kendini ifade
etme, okuma-yazma veya matematik becerilerinde yaşıtlarına ve zekasına oranla düşük başarı göstermesidir.Bu kişiler çoğunlukla
dinlerken zorlanırlar, dinlediklerini özümseyemezler, bildiklerini sözlü ve yazılı olarak ifade edemezler;başta sözel ve görsel beceriler
olmak üzere çeşitli beceri alanlarını bir arada kullanmakta sorun yaşarlar.Özel öğrenme güçlüğü yaşayan kişiler , okurken ve
yazarken hatalar yapabilirler, okuduklarını anlayamazlar, düşüncelerini yazamazlar; matematik kavramları zayıf olabilir.
Öğrenme ve algılama sorunu çocuğun doğumu ile başlar. Eğitim süreci içinde edinilemez. Yaşam boyu süren bir bozukluktur. Dil
gelişimi ve kullanımı, konuşma, okuma-yazma, matematik becerilerini etkileyen bir sorun olduğu için, bireyin eğitimini, mesleğini,
sosyal ilişkilerini, günlük aktivitelerini, benlik saygısını etkiler.
Çocuğun zihinsel yeteneği olmasına rağmen, akademik açıdan gerilik göstermesi, öğrenme güçlüğünün en çarpıcı özelliğidir.
Birçok çocuk için öğrenme güçlüğü okula başladıklarında ve akademik beceriler kazanmakta başarısız olduklarında göze çarpar
Görülme olasılığı erkeklerde kızlara oranla 4-6 kat daha fazladır.
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN NEDENLERİ
Öğrenme güçlüğünün bazı nedenleri;
1.Beyin Hasarı
Hamilelik, doğum yada doğum sonrası ilk aylarda bazı risk faktörlerinin merkez sinir sisteminin olumsuz etkilendiği bildirilmektir.Bu
faktörler ciddi derecede etkili olduğunda bebeğin ölümüne neden olabileceği gibi, orta derecede zeka geriliklerine yol açabilmekte
hafif derecede ise öğrenme bozukluğuna neden olabileceği ileri sürülmektedir.
2.Kalıtımsal Nedenler
Bazı araştırmacılar, öğrenme bozukluğu olan çocukların ve gençlerin %-60’ında sorunun katılımsal olabileceğini ileri sürmüşlerdir.
3.Nörolojik Fonksiyonlarda Bozukluklar
Bazı araştırmacılar öğrenme bozukluğunun birden çok alanda işlev bozukluğunun bağlı olduğunu ileri sürmektedirler. Öğrenme
sürecini açıklamak için 4 aşama tanımlamaktadır.
a) Giriş aşamasındaki bozukluklar
Bu aşama, gelen bilgilerin uyarıların duyu organlarından beyine girmesi, algılanmasıdır. Bu aşamadaki bozukluklar görsel, işitsel,
mekansal, dokunsal algı bozukluklarıyla ilgili olabilirler. Harfleri ters dönmüş (b-d, 6-9, u-n , gibi) algılayabilirler. Tüm sözcüğü ters
çevirebilirler (çok yerine koç yapabilirler.) Benzer sesleri karıştırır (f-v , b-m gibi)yönergeleri dinlemekte zorlanabilirler. Bu kişiler
yönleri karıştırabilir, uzaklıkları algılayabilirler.
b) İşlem Aşamasındaki Bozukluklar
Bu aşamada görme, işitme vb ile beyne gelen bilgiler, beyne yerleşmeye başlar.Bunun içinde kişinin gelen yeni bilgilerle eski bilgiler
arasında bağlantı kurabilmesi, onları doğru kutulara yerleştirilmesi gerekir.Bunun içinde kişinin genel bilgileri sıraya koyabilmesi,
soyut kavramlar oluşturabilmesi, neden-sonuç ilişkileri kurması gerekir. Örneğin portakal bir bitkidir, lalede bir bitkidir ve ikisi
arasında bazı ortak özellikler vardır. Veya şu anda mart ayındayız haziran ayına 3 ay kaldı gibi. Bu aşama gelen bilginin
kaydedilmesi , organize edilmesi, anlaşılması ve işleme koyulup yorumlanmasıdır. Bu aşamada sıraya koyma, soyutlama ve
organizasyon gerçekleşir. Öğrenme bozukluğu olan kişilerde bu becerilerin birinde ya da tümünde bir bozukluk söz konusudur.
Günlerin, ayların alfabedeki harflerin karıştırılması tipiktir.
c) Bellek (depolama) aşamasındaki bozukluklar
Bu aşamada anlaşılan bilginin tekrar kullanılmak üzere depolanması söz konusudur. Öğrenme bozukluğunda daha çok kısa süreli
bellek bozuklukları görülür. Kısa süreli görsel işitsel bellek bozuklukları genellikle birlikte ortaya çıkar.
d) Çıkış aşamasındaki bozukluklar
Bu aşama , beynin bilgiyi mesaj olarak hücrelere, kaslara dil yada motor etkinlik alanlarına göndermesi sürecidir. Öğrenme
bozukluğu yaşayan kişi bir konuyu anlatmaya çalışırken yazarken, okurken bir problemi çözmek için plan oluştururken güçlük yaşar.
Çıkış aşamasındaki zorluklar öğrenme bozukluğunun fark edilmesini sağlar, okurken motor alanında yazı yazarken , ip atlarken,
bisiklete binerken güçlük yaşarlar.
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN TANISI
Psiko-Pedagojik değerlendirme
Bu değerlendirmede zihinsel(bilişsel)akademik, psikolojik ve nöro-gelişimsel işlevler incelenir.
Değerlendirmede anne-baba ile görüşme, çocuğun gelişimsel öyküsünün alınması, gözlem, okuldan ve öğretmenden alınan ve
herhangi alanda bozukluk olduğunun saptanması için kullanılan bireysel testlerden yararlanılır. Değerlendirme ve tanı hangi sorunlara
psiko-pedagojik çerçevede bir terapi uygulanacağına ve hangi tekniklerin kullanılacağına karar verilmesini de sağlar.
Aile değerlendirilmesi
Anne- baba tutumları , beklentiler aile içi etkileşimler değerlendirilir. Aile içinde benzer sıkıntı yaşayan kişilerin olup olmadığı
araştırılır.
Psikiyatri değerlendirme
Gerekli olduğu durumda bir çocuk psikiyatrisinden çocuğu psikiyatrik açıdan değerlendirmesi istenir; belli durumlarda ilaç kullanımı
düşünülebilir. Çocuk psikiyatristinin herhangi bir sorun olmadığı konusunda görüşleri alınır.
Tıbbi değerlendirme
Çocuğun öğrenmesini etkileyen tıbbi bir sorun olup olmadığını anlamak için nörolog yada başka uzmanlardan yardım alınabilir.
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN TÜRLERİ
Öğrenme güçlüğü olan çocuklarda ortak birçok özellik olsa da bu bozukluk genellikle öğrenmenin bir alanında daha ağırlıklı olarak
ortaya çıkar. Bazı çocuklar okuma alanında daha çok zorlanırken, bazıları yazı yazmada, bazıları da aritmetik alanında daha ağırlıklı
olarak zorluklar yaşayabilirler.
Gelişimsel Konuşma ve Dil Güçlüğü
Dil alanındaki zorluklar genellikle öğrenme güçlüğünün ilk habercisidir. Bu kişiler konuşmayı bir iletişim aracı olarak kullanmada çok
becerikli değillerdir; isteklerini veya düşüncelerini düzgün bir dille ifade etmede ve kendilerini anlatılan bir konuyu tam olarak
kavramada zorluk yaşayabilirler.
Akademik Beceri Güçlüğü
Okuma Güçlüğü
Bu sorunun diğer adı da ‘disleksi’dir. Okumayı öğrenmek için yerine getirilmesi gereken aşamalar oldukça karışıktır.
Kişinin sayfa üzerinde belli bir yere odaklanması ve göz hareketlerini sayfa boyunca kontrol etmesi gerekir.
-Harflerle eşleştirecek sesleri öğrenmesi gerekir.
-Sözcüklerin anlamını ve grameri bilmek gerekir.
-Okunan metinle ilgili fikirler ve imgeler oluşturmak gerekir.
-Bilinen konularla yeni öğrenilen konuları birleştirebilmek gerekir.
Eğer bir çocuk bu alanlardan bazılarında zorlanıyorsa, okumayı sökmede ve okuduğunu anlamada da zorluklar yaşayacaktır.
Yazma Güçlüğü
Yazılı ifade, iletişimin en üst düzey ve en karmaşık halidir. Yazılı ifade, sözel dili kullanmayı , okuma yeteneğini, kelimeleri hatasız
olarak yazabilmeyi , yazım kurallarını bilmeyi ve ifade edilmek istenen konuyu ya da düşünceyi okuyan kişiye de anlamlı gelecek
şekilde planlamayı gerektirir. Bu alanlardan bazılarında zorlanan bir çocuğun duyduğu bir metni yazıya dökerken veya zihninden bir
kompozisyon oluşturup yazarken bir takım güçlüklerle karşılaşması doğaldır.
Yazma Becerisi, yaşıtlarına oranla el yazısı okunaksız ve çirkindir.Sınıf düzeyine göre yazı yazması yavaştır, yazarken bazı harf ve
sayıları, kelimeleri ters yazar, karıştırır b-d, m-n, i-i, 2-5, d-t, g-g, g-y, ve-ev gibi .Yazarken bazı harfleri, heceleri atlar yada
harf/hece ekler, sınıf düzeyine göre yazılı imla ve noktalama hataları yapar. Küçük- büyük harf, noktalama, hece bölme hataları,
yazarken kelimeler arasına hiç bosluk bırakmaz yada bir kelimeyi iki-üç parçaya bölerek yazar.
Örneğin (Ka lem), (ya pa bil mek) gibi.
Aritmetik Güçlüğü
Bu bozukluğu yaşayan çocuklar, zaman kavramını öğrenme, yön bulma, sıralama zamanını planlama , isimleri hatırlama gibi alanlarda
zorlanırlar. Sayıları görsel olarak zihinlerinde canlandırıp belli bir sıraya sokamazlar. Zihinden işlem yaparken güçlük yaşarlar,
para hesabını çok zor öğrenirler. İşlem yaparken sayıları karıştırabilirler, eldeleri unutabilirler, toplama ile başlayıp çıkarma ile devam
edebilirler. Matematik ile ilgili kuralları akıllarında tutmada zorlanabilirler.
Sözel Olmayan Öğrenme Güçlüğü
Bu en nadir rastlanan öğrenme bozukluğu türüdür ve belirtileri başlıca üç alanda toplanır. Bunlar, vücudu kullanmada ve el
becerisinde zorlanma, görsel-mekansal organizasyonda zorluk ve sosyal beceri gerektiren ortamlarda çevreden gelen mesajları
yorumlamada, beden dilini anlamada ve duruma uygun, sezgiye dayanan tepkiler oluşturmada zorlanmadır. Bu çocukların zorluklara
ağırlıklı olarak görsel algılama becerisi gerektiren alanlarda olduğu için, çevrelerini tanırken daha çok soru sormaya dayanan bir
öğrenme biçimi geliştirirler.
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ OLAN ÇOCUĞUN ÖZELLİKLERİ
* Zeka düzeyi normal yada normalin üzerindedir. Ancak kendi yaş seviyelerine uygun olarak okuma ve yazma becerilerini
sergileyemezler.
* Ev ödevlerini almaz, eksik alır, ev ödevlerini yaparken yavaş ve verimsizdir. Ders çalışırken yavaş ve verimsizdir, ders
çalışırken sık sık ara verir, çabuk sıkılır.
* Organize Olamaz. Odası, çantası, eşyaları ve giysileri dağınıktır. Defter ve kitaplarını kötü kullanır ve yırtar, yazarken
gereksiz satır atlar, boşluk bırakır, sayfanın belirli bir kısmını kullanmaz, zamanını ayarlamakta güçlük çeker, düşüncelerini organize
edemez.
* Tembel, ilgisiz, yeterince olgunlaşmamış ya da davranış sıkça yakıştırılan sıfatlardır.
* Sözel testlerde başarılı, ancak yazılı testlerde daha başarısızlardır.
* Sanat, drama, müzik, tasarım ve hikaye anlatma gibi alanlarda yeteneklidirler.
* Kendilerini aptal gibi hissederler, kendilerini değerlendirmede yetersizdirler.
* Başarısızlıklarını kapatmak için taktikler bulmada yeteneklidirler.
* Başarısız oldukları taktirde kolayca hayal kırıklığına uğrayıp, geri çekilip soğuyabilirler.
* Kolaylıkla bulundukları ortamın dışına çıkabilir, sık sık hayale dalabilirler ve zamana ilişkin süreçleri algılamada güçlük
çekebilirler.
* Hareketlidirler, yerlerinde oturamazlar el ve ayakları devamlı kıpırdar.Bazıları da çok yavaş hareket eder.
* Konsantrasyon güçlükleri vardır.Dikkat süreleri kısadır, kolayca dağılır.
* Dikkatini yaptığı işe verse bile öğrenme ve anlamada zorlanırlar.
* Yazarken, okurken harfleri karıştırırlar, hece-harf atlarlar , ters okur ve yazarlar, ilaveler eksiklikler görülebilir.
* Uzaklık, derinlik algıları bozuktur.
* Yazıları , okumaları bozuktur ve yazma-okuma hızları düşüktür.
* Yaptıkları herhangi bir hatayı defalarca tekrarlar, okuduğunu anlamakta zorlanırlar.
* Düşüncelerini yazılı ve sözlü olarak ifade etmekte güçlük çekerler.
* İmla ve noktalama hataları sık görülür.
* Zaman kavramlarını karıştırabilirler(önce-sonra, dün-bugün, -sonra). Zamanı iyi kullanamazlar.
*Oryantasyon (yönetim) becerileri, sağ- sol karıştırır, yönünü bulmakta zorlanır, doğu-batı, kuzey-güney kavramlarını karıştırır.
Alt-üst, ön-arka kavramlarını karıştırır, zamana ilişkin kavramları (dün-bugün önce-sonra gibi) karıştırır. Gün ay, yıl, mevsim
kavramlarını karıştırır. Saati öğrenmekte zorlanır.
* Motor Beceriler, Top yakalama, ip atlama gibi hareket ve oyunlarda yaşıtlarına oranla başarısızdır. Sakardır, düşer, yaralanır,
istemeden bir şeyler kırar. Çatal-kaşık kullanmakta, ayakkabı-kravat bağlamakta zorlanır, ince motor becerilere dayalı işlerde
(düğme ilikleme, makas kullanma, boncuk dizme gibi) zorluk çeker.
* Sayı kavramlarını anlamada zorluk çekerler. Matematik sembollerini karıştırırlar.
* Matematikte problemi siz okursanız çözer, kendisine verirseniz çözemez.
* Çarpım tablosunu ezberlemede güçlük çekerler.
* Çoğu dağınıktır.Masa ve çantaları düzensizdir.
* Okulda yaşadıkları başarısızlık nedeniyle okula gitmekte isteksiz davranabilirler.
ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN TEDAVİSİ
Bu sorun profesyonel yardım gerektirir.
Öğrenme güçlüğünün tedavisi EĞİTİMDİR. Bu eğitim okulda verilen eğitimden farklıdır. Çocuk normal bir okulda eğitimine devam
ederken bireysel yada grup halinde özel bir eğitime alınır.
Eğitimlerinde görsel, işitsel, dokunma ve kinestetik algının geliştirilmesini, dikkat ve bellek, ardışıklık yeteneklerinin arttırılmasını,
motor koordinasyon becerilerinin geliştirilmesini içermektedir. Ayrıca dinleme, konuşma, okuma-yazma (dil) becerilerinin
geliştirilmesi, kavram ve düşünme süreçlerinin gelişiminin desteklenmesinin bu süreç eğitimi içerisinde yer almaktadır.
Öğrenme güçlüğünü ortadan kaldıracak bir ilaç tedavisi bulunmamaktadır.
Öğrenme bozukluğu olan çocuklar, tanı ve değerlendirmelerinden elde edilen bilgilerle oluşturulan özel eğitim programları ve
terapiler yardımı ile zorlandıkları beceri alanlarında kendilerini geliştirip, öğrenmeleri için gerekli olan beceri alanlarını bir arada
kullanma konusunda yol alabilirler.
Kurumumuzda uzman eğitimciler ve psikologlar tarafından her çocuğun özelliğine göre özel akademik-psiko- pedagoji eğitim
programı hazırlanır ve uygulanır.
Bu programda hizmet veren uzman kadromuz üniversitelerden lisans ve lisansüstü dereceye sahip
Özel eğitim uzmanları,
Zihinsel Sınıf Öğretmenleri,
Psikologlardan oluşmaktadır.
KAYNAK: İstanbul Tıp Merkezi Şişli-İstanbul
Yaygın gelişimsel bozukluklar; erken çocukluk döneminde başlayan sosyal beceri, dil gelişimi ve davranış alanında uygun gelişmeme
veya kaybın olduğu bir grup psikiyatrik bozukluktur. Genel olarak bu bozukluklar gelişimin bir çok alanını etkilerler ve süreğen işlev
bozukluklarına yol açarlar.
Bu bozuklukların en iyi bilineni otistik bozukluk (infantil otizm olarak da bilinir) olup; karşılıklı sosyal etkileşimde, sözel iletişimde
bozukluklar ve basmakalıp stereotipik davranış örüntüsü ile karakterizedir. İnfantil otizm kavramını ilk kez Leo Kanner tarafından
1943 yılında tıp literatürüne kazandırılmış ve 1980’e kadar bu terim kullanılmıştır. 1980 öncesinde Amerikan Psikiyatri Birliğinin
sınıflandırmasında yaygın gelişimsel bozukluklar çocukluk şizofrenisinin bir alt tipi olarak sınıflandırılmaktaydı. Amerikan Psikiyatri
Birliği, 1994 yılında yaygın gelişimsel bozuklukları 5 bozukluktan oluşan bir grup olarak sınıflandırmıştır.
Bunlar:
1.Otizm(Otistik Bozukluk )
2.Rett Bozukluğu
3.Çocukluğun Dezintegratif Bozukluğu
4.Asperger Bozukluğu
5.Başka türlü adlandırılmayan yaygın gelişimsel bozukluk
- Otizm
Otizm, yaşamın erken dönemlerinde başlayan ve yaşam boyu süren, sosyal ilişkiler, iletişim, davranış ve bilişsel gelişmede gecikme ve sapma gibi özellikler gösteren nöropsikiyatrik bir bozukluk olarak kabul edilmektedir. Yaygın gelişimsel bozuklukların en iyi bilineni otizm (İnfantil otizm olarak da bilinir.) olup karşılıklı sosyal etkileşimde, sözel iletişimde bozukluklar ve basmakalıp stereotipik davranış örüntüsü ile karakterizedir. İnfantil otizm kavramı ilk kez Leo Kanner tarafından 1943 yılında tıp literatürüne kazandırılmış ve 1980’e kadar bu terim kullanılmıştır.
Otizm terimi, zaman içinde yerini, otizm spektrum bozuklukları (ASD-Autism Spectrum Disorders) terimine bırakmıştır. Otizm spektrum bozuklukları, yaygın gelişimsel bozukluklarla (Pervasive Developmental Disorders-PDD) eş anlamlı olup ileri düzeyde ve karmaşık bir gelişimsel yetersizlik anlamında kullanılmaktadır. Otizm ise bu sınıflandırma altında yer alan kategorilerden yalnızca biridir.
Otizm spektrum bozukluğunun nörolojik nedenlerden kaynaklandığı sanılmaktadır. Otizm spektrum bozukluğu tanılı bireylerin önemli bir bölümünde (yaklaşık %35), beyindeki anormal elektrik hareketlerine bağlı olarak nöbet, istemsiz hareketler, bilinç yitimi vb. 5 nörolojik sorunlar da görülebilir. Otizm spektrum bozukluğu bir ruh hastalığı değildir, ancak belirtileri bazı ruh hastalıklarını çağrıştırabilir. Yapılan bilimsel araştırmalar, otizm spektrum bozukluğunun çocuk yetiştirme özellikleriyle ya da ailenin sosyoekonomik özellikleriyle ilişkisi olmadığını göstermiştir.
Otizm spektrum bozukluğunun kalıtsal olabileceği yönünde bulgular vardır, ancak buna yol açan gen ya da genler henüz bulunmuş değildir. Önceki yıllarda otizm spektrum bozukluğunun görülme oranının 500’de bir olduğu kabul edilirken son verilere göre otizm spektrum bozukluğunun yaklaşık her 150 çocuktan birini etkilediği düşünülmektedir. Ayrıca, erkeklerdeki yaygınlığı kızlardan dört kat fazladır. Sanıldığının aksine, otizm spektrum bozukluğu tanılı bireylerin çoğunda, farklı düzeylerde zekâ geriliği görülür. Ayrıca, zekâ testlerinde belli alanlar, diğer alanlara kıyasla çok daha geri çıkabilir. Otizm spektrum bozukluğu tanılı bireylerin pek azında (yaklaşık %10), çok güçlü bellek, müzik yeteneği vb. üstün özelliklere rastlanır.
Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından 2000 yılında yayımlanmış olan DSM-IV-TR (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı) kılavuzuna göre yaygın gelişimsel bozukluklar içinde yer alan otizm tanısının konulabilmesi için aşağıda sıralanan belirtilerden en az altısının görülmesi gerekir. Ayrıca, bu belirtilerden en az ikisinin sosyal etkileşim sorunları kategorisinden, en az birer tanesinin ise diğer iki kategoriden (iletişim sorunları ve sınırlı/yinelenen ilgi ve davranışlar) olması şarttır. Bu belirtilerden en az birinin 36 aydan önce ortaya çıkmış olması da bir diğer koşuldur. Otizm spektrum bozukluğu şemsiyesi altında yer alan diğer kategoriler için daha farklı ölçütler söz konusudur. Aşağıda, her bir belirtiye ilişkin ayrıntılar yer almaktadır:
- Rett Sendromu
Rett Sendromu, ilk defa Dr. Andreas Rett tarafından tanımlanmış, Dr. Bengt Hagberg ve çalışma arkadaşları tarafından 1983 yılında yayınlanan raporla, bir hastalık olarak dünya çapında tanınmıştır. Rett Sendromu (RS), dünyada çeşitli ırklarda ve etnik gruplarda, özellikle kız çocuklarında görülen nörolojik bir rahatsızlıktır. Bu sendromun, erkeklerde de görülebileceği bilinmektedir, fakat erkeklerde görüldüğünde bu bebeklerde genellikle düşük, doğum anında ölüm veya anne karnında erken ölüm gibi durumlar ortaya çıkmaktadır.
RS’li çocuklar, 6-18 aylık olana kadar normal veya normale yakın bir gelişim gösterirler. Bu süreden sonra çocuk, geçici durgunluk veya gerileme sürecine girer, iletişim kurma becerisini yitirir ve ellerini birbirine kenetler. Hemen ardından stereotipik el hareketleri, yürüyüş bozuklukları ve kafa gelişiminde gözle görülebilir bir yavaşlama ortaya çıkar. Nöbet geçirme, uyanıkken düzensiz soluk alıp verme gibi problemlerle de karşılaşılabilir.
Rett Sendromu’nun, otizm, beyin felci veya spesifik olmayan gelişme bozukluklarında olduğu gibi teşhisi çok zordur. Dünyada, çeşitli ülkelerde yapılan araştırmalara göre her 23 binde 1 doğumdan, 10 binde 1 doğuma kadar ulaşan oranlarda RS’li kız çocuğu doğmaktadır. Bazı çocuklar konuşma kabiliyetlerini yitirmeden önce tek tek kelimeler kullanmaya ve kelime kombinasyonları yapmaya başlayabilirler. RS’in şiddetinin bütün hastalar için zor olduğunu tahmin etmek zor değildir.
Apraxia (denge bozukluğu), en temel vücut hareketlerinin yerine getirilmesinde yetersizlik ve RS’in sebep olduğu tüm engelli davranışların gözlemlenebildiği durumdur. Gözün sabit bakışı ve konuşma kabiliyeti de dâhil tüm vücut hareketlerine etki ederek çocuğun kontrollü şekilde hareket etmesini zorlaştırır. Apraxia ve sözel iletişim becerisinin eksikliği nedeniyle, zekânın doğruyu tayin etmesi de zorlaşır. Çoğu geleneksel test metotları, ellerin kullanımına ve/veya sözel iletişime gereksinim duyar bu durum RS’li bir çocuk için belki de imkânsızdır.
RS’te büyüme genellikle yavaştır, birçok RS’li bayan yaşına göre oldukça küçük görünmektedir. Yapılan çalışmalar, doymak bilmez bir iştahları varmış gibi görülmelerine rağmen birçoğunun orta dereceden üst sınıra kadar değişebilen oranlarda yetersiz beslenme problemi ile karşı karşıya olduklarını göstermektedir. Buna; yutma zorluğu, yetersiz besin girişi, enerjinin dengesiz harcanması veya vücudun besleyici gıdalardan yeteri kadar yararlanamaması gibi problemler neden olmaktadır. Bu gibi durumlarda, kilo almasına ve boyunun uzamasına yardımcı olacak, dikkatini ve etkileşimini geliştirecek tamamlayıcı bir beslenme programı (ağız yoluyla yüksek kalori/kilo aldırma diyetleri, NG tüpü veya gastrostomy butonu) uygulanmalıdır.
Bütün bu zorluklara rağmen, Rett Sendrom’lu bir hasta orta yaşlarına, hatta daha ileri yaşlara kadar öğrenmeye devam edebilir, ailesi ve arkadaşlarıyla iyi vakit geçirebilir. Bütün duygular hakkında tecrübe sahibidirler, evde veya topluluk arasında sosyal, eğitim veya eğlence amaçlı aktivitelere katıldıklarında, hoş ve çekici kişiliklerini gösterirler.
- Çocukluğun Dezintegratif Bozukluğu
Çocukluğun dezintegratif bozukluğu olan çocuklarda doğumdan itibaren en az iki yıl tamamen normal gelişim kaydedilir. Belirtiler sıklıkla 3-4 yaş arası görülmeye başlar. Bu tanıyı koyabilmek için belirtilerin 10 yaştan önce gelişmiş olması gerekir. Ağır mental retardasyonla ve lokodistrofiyle (ilerleyici çocuk nörolojisi hastalıkları) birlikte görülmektedir. Ayrıca epilepsiye rastlama olasılığı da sıktır. Başlangıç ani veya dereceli olabilir. İlk bulgular, aktivitede artış, huzursuzluk ve anksiyetedir. Daha sonra konuşma ve diğer yetilerde kayıplar kaydedilir, klinik tablo platoya erişir ve sonraki gelişim sınırlı olabilir. Eğer ilerleyici bir nörolojik bozukluğun sonucu olarak ortaya çıkıyorsa klinik tablo kötüleşme hatta ölümle sonuçlanabilir. Bu psikoza “heller demansı” veya “infantil demans” da denilmektedir. Otizmdeki gerilemeyle ilişkisi tartışmalıdır. Genelde, nöroloji kliniklerinde yataklı tetkiklerle teşhis edilir.
Öncesinde normal işlev gören çocuğun 3-4 yaşlarında başlayan zekâ, dil ve sosyal işlevlerinde birkaç ay içinde gelişen deteryasyon (yıkım)’dur. Tahminen otistik bozuklukların 10’da biri sıklıkta gözlenir. Erkek/kız oranı 4-8/1’dir. Sebep bilinmiyor. Konvulzif sendromlar, tuber sklerozis ve çeşitli metabolik hastalıklarla birlikte bulunabilmektedir. Çocukluğun Dezintegratif Bozukluğu DSM-IV tanı ölçütleri şunlardır:
- Doğumdan sonraki iki yıl içinde yaşına uygun sözel ve sözel olmayan iletişim, toplumsal ilişkiler, oyunlar ve uyumsal davranışların olması ile kendini belli eden görünüşte normal bir gelişmenin olması
- Aşağıdakilerden en az iki alanda daha önce edinilmiş olan becerilerin (10 yaşından önce) klinik olarak önemli ölçüde yitirilmesi.
Bunlar:
- Sözel anlatım ya da dili algılama
- Toplumsal beceriler ya da uyumsal davranış
- Bağırsak ya da mesane kontrolü
- Oyun
- Motor beceriler
- Aşağıdakilerden en az iki alanda olağan dışı bir işlevselliğin olması:
- Toplumsal etkileşimde nitel bir bozulma (sözel olmayan davranışlarda bozulma, yaşıtlarıyla ilişki kuramama, toplumsal ya da duygusal karşılıklar verememe vb.)
- İletişimde nitel bozukluklar (konuşulan dilin gelişiminde gecikme olması ya da hiç gelişmemiş olması, bir söyleşiyi başlatamama ya da sürdürmede, dilin basmakalıp ve yineleyici bir biçimde kullanılması, çeşitli imgesel oyunlar oynamama vb.)
- Motor basmakalıp davranışlar ve mannerizmler de içinde olmak üzere davranış, ilgi ve etkinliklerde sınırlı, basmakalıp ve yineleyici örüntülerin olması
- Asperger Bozukluğu
Asperger Sendromu’nda, tipik olarak otizmli bireylerde görülen sosyal ilişki ve iletişim sorunlarının yanı sıra sınırlı ilgi alanı görülür. Çok sınırlı konularda ve dar çerçeveli alanlarda derin bilgilere sahiplerdir, bu nedenle bu çocuklara “küçük profesör” yakıştırması yapılır. Otizmden farklı olarak zamanında konuşmaya başlarlar; aşırı bilgiçlik ve el becerilerinde özel sorunlar görülür. Bu çocuklar normal veya üstün zekâya sahiptirler. Mekanik oyuncaklara çok düşkündürler ve ilgi alanı sınırlı olan insanlarla daha iyi yakınlık kurarlar. Amaçsızca birtakım nesneleri toplayabilirler, öz bakım sorunları yoktur. Erişkinlikte ise kurallara sıkıca bağlı, soğuk ve mesafeli insanlar olarak tanınırlar. Bu bireylerin sosyal hayatında, genelde bir tane çok yakın arkadaşları vardır ve bu kişinin de sıklıkla dar, kısıtlı ilgi alanı vardır. Duygusal hayatında hep akılcı ve heyecansız yorumlamalara sahiptir, davranış sorunları görülebilir, jest, mimik ve vücut dilini kullanmada sorunları vardır. [Frith, 12 1991]. Bu sendromda genetik ilişki sıklıkla baba ve oğul arasında kurulur. Otizm ve Asperger Sendromu birbirine dönüşebilir bir nitelik taşır.
Asperger Sendromu’nun klinik özellikleri şöyle sıralanabilir: Normal dil gelişimi, normal zekâ ve hatta bazen üstün zekâya sahip olma, beceriksizlik, bilgiççe, ders veriyormuş gibi konuşma tarzı, antisosyal şiddet içeren davranışlar görülmektedir. Görülme sıklığı 1000’de 1’dir. Erkeklerde 2-4 kat daha fazladır. Tanı genelde 5 yaş civarında konabilir. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ve depresyonla eş zamanlı görülür. Özellikle dede ve babalardan ailevi geçiş görülür.
- Başka Türlü Adlandırılamayan Yaygın Gelişimsel Bozukluk (Atipik Otizm)
Atipik otizm, dil ve sosyal iletişimle ilgili sorunlar, dilin amaca yönelik kullanımındaki sorunlar, aşırı çekingenlik, aşırı utangaçlık, gündelik ve özel yaşamında belli ilkelere aşırı katı yaklaşım ve bağlılık gibi durumlarla ilişkili olarak göz önüne alınabilir. Bazı kişilik tipleri ve bozuklukları (şizoid kişilik, şizotipal kişilik, çekingen kişilik) yine atipik otizmle ilişkili olabilir, fakat farklar vardır. Örneğin, şizoid kişilikler toplumsal ilişkileri anlar, özellikle istemezler. Buna karşın otizmli bireylerde ilişki kurma arzusu olduğu, ama beceremedikleri ileri sürülmüştür.
Atipik otizmle tipik otizm arasındaki farklar oldukça tartışmalıdır. Araştırmalar ve sonuçları yeterli olmasa da elde edilen belli bulgular vardır. Tipik otizmde, tanı kalıcıdır. Hafiften ağıra giden bir yelpazesi vardır. Dil sorunu bazı olgularda düzelir, ama çoğu kez kalıcıdır. Kendine zarar verme davranışı sıktır. Yaş, cins, ailede benzer durum özellikleri ve iletişim sorunu temelde atipik otizmle aynıdır. Stereotipilerin ağırlığı, sıklığı, şiddeti küçük yaşlarda atipik otizmle aynı olabilir ve ilerleyen yaşa rağmen değişmeden kalıcı olabilir. Zekâ en ağırdan en hafife kadar değişen düzeylerde geri olabilir. Dar ilgi alanı, takıntılı davranış, duysal belirtiler atipik otizmde görülenle aynı olabilir. Geç yürüyebilir. Öz bakım sorunları belirgindir ve ilerleyen yaşa rağmen kalıcı olabilir. Buna karşın atipik otizmde ilerleyen yaşla tanı değişebilir ve bir kişilik özelliğine dönüşebilir. Otizm belirtileri zamanla kaybolabilir; iyi eğitimle ve elverişli şartlarda tamamen normale dönebilir. Ağır formu yoktur ve hafif otizmden ayrılması zordur. Bu nedenle normal gelişimin bir parçası olarak görülebilir. Otizme özgü davranışlar belirli durumlarda (zorlanma) açığa çıkacak şekilde maskelenebilir veya değişik görünümler altında gizlenebilir (yalancı dışa dönüklük vb.). Mizahı anlama ve oluşturmada, karşı cinsle ilişki başta olmak üzere insan ilişkilerinde hep ciddi sorunlar yaşanır. Dil sorunu varsa kısa sürelidir; sonuç olarak düzgün gramer ve fonoloji ile konuşurlar. Kendine zarar verici davranış görülmez. Belirtiler şiddet ve bir araya geliş 13 yoğunluğu açısından, toplumsal yasayış ve düzeni bozacak şekilde belli bir sınırı aşmaz. Genel gelişim eğrisi elverişli şartlar altında düzelme yönündedir. Öğrenme sorunları olabilir ve okul sorunları yaşanır. Stereotipik (tekrarlayıcı) hareketler ilerleyen yaşla sebat etmez. Dar ve yoğunlaşmış bir ilgi alanı vardır, ancak toplumsal açıdan daha anlamlı bir konuda (mesleğinde vb.) bu durum başarıya neden olabilir. Takıntılı davranış, ritüeller atipik otizmde daha belirgin olabilir. Panik ataklar sık görülebilir.
KAYNAK: http://orgm.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2013_09/04010347_yaygngeliimselbozukluklardestekeitimprogram.pdf
Zihinsel Yetersizliği Olan Bireylerin Destek eğitim Programı, Milli eğitim Bakanlığına bağlı olarak faaliyet gösteren özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde destek eğitime devam eden zihinsel yetersizliği olan bireylerin, verilen özel eğitim hizmetlerinden etkili ve en üst düzeyde yararlanmalarını sağlamayı amaçlamaktadır.
Program, ülkemizde zihinsel yetersizliği olan bireylerin gelişim alanlarına ait özellikler dikkate alınarak hazırlanmıştır.
Destek Eğitim Programının Yapısı
Zihinsel Yetersizliği Olan Bireylerin Destek eğitim Programı, bireylerin Programın genel amaçlarına ulaşmalarını sağlayacak çeşitli modüller ve bu modüllere yönelik kazanımlardan oluşmaktadır.
Her bir modülde bireylerde ulaşılması beklenen kazanımların içeriği, modülle ilgili açıklamalar ve ölçme değerlendirme bölümleri yer almaktadır.
Modüller bireyselleştirilmiş eğitim programı hazırlama ve uygulamaya imkan sağlayacak şekilde, kendi içerisinde bütünlüğü olan ve birbirini işlevsel olarak tamamlayacak yapıda hazırlanmıştır.
Modüllerde yer alan kazanımlar bireye kazandırılacak bilgi, beceri ve tutumlardan oluşmaktadır. Modüller öğretmen veya uygulayıcıya rehber olabilmesinin yanında eğitim kurumunun uygulayacağı eğitime de bir standart getirir ayrıca verilen eğitimin sonunda elde edilen kazanımların ölçülmesi ve değerlendirilmesini sağlar.

WhatsApp Destek Hattı